ÜMMETİN KANAYAN YARASI DÜN HALEPÇE, BUGÜN HALEP

0

Davet ve Kardeşlik Vakfı Temsilciliği Siverek-der konferans salonunda “Ümmetin Kanayan Yarası Dün Halepçe, Bugün Halep” konulu konferansı düzenledik. Doç. Dr. Tareq M. Awrahim ve Doç. Dr. İbrahim Ed Dibo’nun konuşmacı olarak katıldığı konferansa katılımın yüksek olduğu görüldü.

genel görüntü

Sezai ÇETİN hocamızın açılış konuşmasını yaptığı konferansta Doç. Dr. Tareq M. Awrahim, Halepçe katliamı ve günümüze yansımalarını anlattı. Awrahim konuşmasının başında şunları ifade etti: “ Kur’an-ı Kerim’de tarih boyunca yaşanan katliamların bazıları kaydedilmiştir. Uhdud ashabını buna örnek verebiliriz, Kabil’ in Habil’ i katletmesini buna örnek verebiliriz. Eğer Kur’an-ı Kerim’ de bu gibi katliamlar kaydedilmişse bizim için önemlidir. Kabil Habil’ i öldürdü, onu katletti. Bu öldürme işinde hüsrana uğrayan kim oldu? Elbette Kabil oldu. Kabil katil oldu. Kabil’ e ‘Ben sana karşı koymayacağım.’  diye karşılık veren Habil’ in bunu demesinin asıl sebebi Habil’ in Allah’tan korkmasıdır. İşte dün Halepçe’ de bugün ise Halep’te katliamların olmasının sebebi bunları yapanların Allah’tan korkmamasıdır. Bir insanı haksız yere öldürmek bütün insanları öldürmek gibidir. Zalimler sadece kendini düşünüyor ve öyle hareket ediyor. Saddam sadece Kürtleri mi öldürdü? Hayır. Arapları, Sünnileri, Şiileri ve hatta kendi akrabalarını, kendi damadını da öldürdü. Beşar Esed kardeşini sürgüne göndermedi mi? Değerli kardeşlerim, yaşanan bu katliamların amacı sadece insanları öldürmek değil, aynı zamanda ümmetin arasına kin, nefret ve tefrika yerleştirerek parçalamaktır.”

5

Awrahim konuşmasına şöyle devam etti: “ Halepçe <küçük Halep, erik ve acayipçe> anlamlarına gelir. Halepçe’ de Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Kakeiler birlikte yaşamayı başarmışlar ve hala da yaşıyorlar. Ancak büyük insanlar bu şekilde yaşamaya izin verirler. Kimyasal saldırıdan önce Halepçe’ de 40 camii, tekke ve dergahlar vardı. Halepçe halkı dindar insanlardı. Bir gün caminin yanında top oynayan gençlere oyunlarının ne zaman biteceği sorulduğunda gençler ezan okununca oyunlarının biteceğini söylediler.  Yine Halepçeli bir genç bir gün memur olursam ilk maaşıyla bir Fizilal-ı Kur’an tefsiri alacağını ve gençleri eğiteceğini söylemiştir. İşte bu kadar dindar olan ve bu kadar güzel olan Halepçe defalarca saldırıya uğruyor. Irak- İran savaşında İran tarafından defalarca bombalanmıştır. En son 16 Mart 1988 tarihinde Halep Saddam Hüseyin zalimi tarafından kimyasal saldırı ile bombalanmıştır. Bu saldırı sonucu yaklaşık 5 bin kişi şehit olmuş ve 10 bin kişi ise yaralanmıştır. 72 ailenin 114 çocuğu kaybolmuş, bunların sadece 8 tanesi bulunabilmiştir. Halen 500’den fazla yaralı vardır ve bunların 89’u hayatını kaybetmiştir. Saddam’a bu kimyasal silahı kim verdi kardeşlerim? Saddam’a bu silahı Hollandalı iş adamı Frans Van Anraat verdi. Bu şahıs 2005’te ancak yargılanıyor ve bu zalime sadece 15 yıl hapis cezası verildi kardeşlerim.”

Awrahim sözlerini şöyle bitirdi:” Onlar şehit oldu kardeşlerim. Onlar Allahın katında çok önemli bir yere gitti. Peki, bizim bu katliamlara tepkimiz nasıl olacak? İşte değerli kardeşlerim bizim tepkimiz Habil’ in Kabil’ e tepkisi olacak. Affedici olacağız. Allahtan korkacağız. “

halep yıkık bina

Daha sonra Doç. Dr. İbrahim Ed Dibo söz alarak Halep’ te yaşanan katliamları ve yansımalarını anlattı.

Ed Dibo şunları ifade etti:” Allah Kur’an-ı Kerim’de ‘Mü’ minler kardeştir.’ demiştir. Kalbimiz birdir uzakta olsak da. Halep uzakta olsa da yakında olsa da hepimiz Halep’ i ve Halep’ te yaşanan acıları hissediyoruz. Halep’ i görüyoruz. Halep’in %40’ı yıkıldı. Resmi rakamlara göre 40 bin, gerçekte ise 100 bin insan öldürüldü. Halep halkı Sünni Müslüman bir halktır. Az sayıda Hıristiyan vardır. Halep Türkiye’ye 50 km uzaktadır. Osmanlı döneminde üç önemli merkez vardı. Bunlar İstanbul, Kahire ve Halep’ ti. Halep ilk olarak Hz. Ömer tarafından fethedildi.  1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı toprağı oldu. Halep’in savaştan önce 2 milyon 300 bin nüfusu vardır. Halep bölgenin en önemli ticaret ve sanayi şehriydi. 2006 ‘da İslam kültürünün en meşhur şehri seçildi. İşte bu kadar önemli bir şehir savaştan sonra tanınmaz hale getirildi. Yıkıldı, yakıldı ve insanlar zorunlu göçe zorlandı. Halkı öldürüldü. Gökten varil bombaları yağdı. Her türlü silah denendi. Şimdiki ismi şehitler nehri olan bir nehre 109 insanın elleri arkadan bağlanmış cesetleri üç gün sonra bulundu. Halep’teki katliamı sadece Beşar yapmadı aynı zamanda babası Hafız Esed de defalarca katliamlar yaptı. Mesele sadece halep’in yıkılması değildi. Ümmetin düştüğü durumdu. Halep’ teki katliamlar BM Güvenlik Konseyine taşınmış ve Beşar’ın destekçileri Çin ve Rusya bunu veto ettiler. En sonunda Halep harabe bir şehre döndü. İnsanlar evlerini terk etti ve zorunlu göçe tabi oldu.“

Ed Dibo sözlerine söyle son verdi: “ Bana Halep’ i anlatma fırsatı veren Davet ve Kardeşlik Vakfı Siverek Temsilciliğine çok teşekkür ederim. Allah hepinizden razı olsun.

Konferansımız Doç. Dr. Mehmet Akbaş hocamızın duasıyla sona erdi.

 

Comments are closed.