“Şiiliğin İnanç Esasları, Tarihi Süreci ve Güncel Durumu” Konulu Seminer Düzenlendi

0

Davet ve Kardeşlik Vakfı tarafından “Şiiliğin İnanç Esasları, Tarihi Süreci ve Güncel Durumu” konulu eğitim semineri düzenlendi. Dervişoğlu Vakfı Seminer Salonu’nda gerçekleştirilen seminere, Davet ve Kardeşlik Vakfı mütevelli heyet üyesi Araştırmacı – Yazar Salih Turgut katıldı. Salih Turgut seminerde Şiiliğin tarihini; Kur’an, Sünnet ve Sahabeye bakış açıları ve güncel durum üzerinde durdu.

Seminer, Davet ve Kardeşlik Vakfı Müdürü Muharrem Güneş’in Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Açılış konuşmasını Davet ve Kardeşlik Vakfı başkan yardımcısı Dr. Maruf Çelik yaptı. Açılış konuşmasında Dr. Maruf Çelik; Şiiliğin en karakteristik hatalarından birisi mezhebi ve ideolojik boyutunu dinin önüne geçirmesidir. Bir kişi Şii olmadıktan sonra İslam’ının hiçbir kıymeti yoktur. Tarih boyunca İran’nın Şiileştirme politikalarına değinerek günümüzde de bu tarz oyunların devam ettiğini belirtti.

Seminerde Salih Turgut hocamız; “Şiiliğin kelime anlamının taraftar, ilk kullanışının Şia tu Ali (Ali’nin taraftarları) olduğunu, Ehlisünnet’e göre Şiilik demek yerine Rafızilik demek daha uygundur.” dedi. İlk kurucusu Abdullah bin Sebe’dir. Şiilerin büyük iddialarından biri zulme uğradıkları ve Ehlisünnet’in zulmün tarafında yer aldıklarıdır. Buveyhiler zamanında yaygınlık kazanmışlardır. 1986 Humeyni Tahran’ın Farsça radyosunda Hz. Fatıma Mushaf’ından bahsediyor ve o Mushaf’ta İran devriminin övüldüğünü bildiriyor. Onlara göre Ehlibeytten gelmeyen bir sünnet, sünnet değildir. Tarih boyunca Şiiler İslam düşmanlarıyla ittifak etmişlerdir. Haçlılarla ittifak etmişler ve Salahadin Eyubi’ye suikast girişimlerinde bulunmuşlardır. Said Havva Humeyni risalesinde, tarih boyunca Şiilerin Ehlisünnet’e karşı tutumlarının ya takiyye ile ya da bundukiye (silah) yoluyla olduğunu belirtiyor. Mursi’nin İran ziyartinde canlı yayında Suriye zulmüne değinde ama onların kanaları canlı yayında bunu tahrif ederek Suriye’yi Bahreyn olarak dünyaya yansıttılar. Bir âlim bu konuda şöyle diyor: Böyle bir durumda tahrifat yapanların bin yıllık geçmişleri kim bilir ne tahriflerle doludur.

Hz. Ali’nin Ebubekir ve Ömer adında 2 oğlu daha vardı ve Kerbela’da Hz. Hüseyin ile beraber şehit düştüler.

Hocamızın seminer sonunda Said Havva’nın Humeynicilik ve Ebu Hasan En Nedvi’nin iki zıt tablo kitapların tavsiye ederek konuşmasını bitirdi.

 

Bir Yorum Yap