‘BİD’AT VE HURAFELER’ ADLI SEMİNERİMİZİ YAPTIK

0

‘BİD’AT VE HURAFELER’ ADLI SEMİNERİMİZİ YAPTIK

  • “Gerçeğin ötesinde sapıklıktan başka ne var ki?” (Yunus suresi 32.ayet)
  • Şüphesiz ki bu dosdoğru yolumdur. Buna uyun. Başka yola uymayın. Zira o yollar sizi Allah’ın yolundan ayırır.” ( En’am: 153)
  • “Kim bizim dinimizde olmayan bir şey yaparsa o merduttur, makbul değildir.” (Buhârî, Sulh 5; Müslim, Akdiye 17,18. Ayrıca bk. İbni Mâce, Mukaddime 2)

 

Seminerimize konuşmacı olarak değerli hocamız Diyarbakır Sur ilçe Vaizi Ömer Aytaş Hoca katıldı. Hz. Âdem’den günümüze kadar peygamberlerin bidat ve hurafelere karşı mücadele ettiğini dile getiren Vaiz Ömer Aytaş Hoca bidat ve hurafelerin aslında ayetlerin tespiti ile şeytan işi birer pislik olduğunu dile getirdi. Ömer Aytaş Hoca konuşmasında devamla şunlara değindi:

“Allah Hz. Âdem’i yarattığı zaman diğer yaratılmışlara Hz. Âdem’e secde etmelerini istedi. Bütün yaratılmışlar secde ettiği halde Şeytan secde etmedi. Ve Allah’tan kıyamete kadar mühlet istedi. O gündendir ki şeytan hak yol üzere oturmuş ve inanmış insanları hak yoldan saptırmak için sağdan, soldan, önden ve arkandan saldırmaktadır. Bizler kıyamete kadar şeytan ile bir savaş halindeyiz. İşte bu savaş alanlarından birisi de bidat ve hurafelerdir. Bidat dinin aslından olmayan ve şer’i delillere istinad etmeden sünnete aykırı olarak icat edilen şeylerdir. Başka bir ifadeyle; dinî emirlerin ikmalinden sonra, Hz. Muhammed (s.a.v)’in sünnetine, Kur’ân’ın hükümlerine, ashap, tabiin ve müçtehitlerin genel görüşlerine tamamen aykırı olarak ortaya çıkan hal, davranış ve işler demektir. Bu iki tanımdan da anlaşıldığı gibi, sonradan ortaya çıkan bir olay veya davranışın bidat olabilmesi için dinin muhtevasına zıt olması gerekir. Bazılarının yaptığı gibi her yeni çıkan ve dinin muhtevasına zıt olmayan güzel şeyler bu kapsama girmemektedir. Örnek olarak daha önceleri ezan okunurken Hz. Bilal çıplak ses ile okurdu. Ancak günümüzde teknolojinin gelişmesi ile ezan hoparlör kullanılmaktadır ki bu dinin muhtevasına zıt değil ve ezan sesini herkese ulaştırmak için güzel bir araçtır. Hurafe ise genel itibariyle hiçbir mantıki izahatı bulunmayan, din adına ileri sürülüp benimsenen batıl inanç ve davranışlardır. Bidat ve hurafelerin birçok çıkış sebebi bulunmaktadır ancak belli başlı sebepleri şunlardır:

1-Cehalet yani insanın kendi dinini yeteri kadar bilmemesi, araştırmamasıdır. Bunun içindir ki dinimizi en iyi şekilde öğrenmeli ve yaşamalıyız. Nitekim Hz. Ömer ‘Dininizi iyi Öğrenin, ona göre yaşayın. Yoksa Yaşadığınızı Din Zannedersiniz. ” diye bizi uyarmıştır.

2-Uydurma hadisler. Bununla mücadele etmek için Hadis âlimlerimiz Allah kendilerinden razı olsun bu konuda uydurma ve sağlam hadisleri çok derin ve güzel çalışmalarla ayırabilmişlerdir.

3-Kültürümüzün ve çevremizin de bidat ve hurafelerin oluşması üzerinde etkisi olmuştur. Büyüklerimizin açmış olduğu çığırlarda zamanla amaçlarından saparak bidat ve hurafe kapsamına girmiştir. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v) gelmeden insanlar Mekke’den başka bir yere yaşamaya gittikleri zaman Kâbe’nin kutsallığından ötürü giderken yanlarında Kâbe’den bir parça taş götürdüler. Geri döndüklerinde ise o taşları Kâbe’nin içerisine bıraktılar. Onlardan sonra gelen nesil ise bu taşları putlaştırdılar ve onlara tapmaya başladılar ve böylece Kâbe’nin içerisinde Mekke fethedildiğinde 360 tane put vardı.

Yine günümüzde toplumumuzda var olan ve yapılan bazı belli başlı bidat ve hurafeleri sayarsak;

  • Türbe ve benzeri şeylere Çaput, bez bağlamak ve mum yakmak
  • Türbelerde yatıp şifayı orda yatanlardan beklemek
  • Türbelere eğilerek girmek
  • Kabrin etrafında bulunan duvar, demir vb. şeyleri öpmek
  • Türbe ziyaretlerini sanki dini bir vecibeymiş gibi telakki etmek.
  • Türbelerde yatanlara adak adamak
  • Baykuş ötmesi,
  • İnsanın önünden kara kedi geçmesi
  • Kargaların ötüşü ve horozların vakitsiz ötüşü vb
  • İki bayram arasında nikâh kıyılması veya düğün yapılması,
  • Gece vakti tırnak kesilmesi, gece aynaya bakılması, yine gece vakti ev süpürmek, geceleyin dışarıya sıcak su dökülmesi,
  • Akşam vakti sakız çiğnenmesi vb.
  • Sol gözü seğiren kişinin bu olayı kötüye yorumlaması sağ göz seğirirse hayra yorumlaması,
  • Evde cam veya porselen gibi bir şey kırıldığı zaman belanın defedildiğine inanmak,
  • Sağ kulağın çınlaması hayra sol kulağın çınlamasını şerre yormak,
  • At nalı, kurt dişi, koçboynuzu gibi şeyler evin dış cephesine asmak, nazar boncuğunu üzerine veya evin içine yahut dışına arabaların içine asmak

Bu saymış olduğumuz ve halk arasında yaygın olan bidat ve hurafeler halkımız arasında uğurlu kabul edilen şeylerdendir.

Yukarda saymış olduğumuz ve halk arasında yaygın olan bidat ve hurafelerin kaynakları ve tarihçeleri bilinmemektedir. Tarihin her döneminde varlığını koruyan hurafeler, insanın ruh ve tabiatına uygun düşmeyen, akla ve mantığa aykırı şeylerdir. İnsanların karşılaştığı problemleri çözmede doğru yolların dışında, yanlış yollara sapmaları hurafeleri iyice yaygınlaştırmıştır. Bu sebeple uğuru veya uğursuzluğu yaratılmış mahlûkat’tan beklemek doğru değildir.

Yüce Allah İslam’ın özüne ters şeylerle meşgul olmaktan bizleri alıkoysun. Dünya ve ahiretimizi en güzel şekilde kazandıracak doğru davranışları hayat düsturu haline getirmeyi cümlemize nasip etsin. Allah’a emanet olunuz.”

Comments are closed.